14 Mayıs 2010 Cuma

Lampard ve Mourinho


İtalya ve İspanya basınını aştı artık Mourinho'nun Real Madrid hikayesi. Portekizli çalıştırıcı ile iyi ilişkiler içerisinde olan Lampard'da dahil olmuş bu hikayeye. Demiş ki Mourinho Real'e giderse bende onunla birlikte gidebilirim. Bu demeç çok inandırıcı gelmese de bana transfer mantıklı geldi. Mourinho ve Lampard Madrid'e.  Abramovic bırakır mı göz bebeğini o bıraksa Ancelotti bırakır mı bilemem. Ama isterim. Çünkü Real'in bu transferle Barça'ya kadro kalitesi olarak biraz daha yakınlaşması fena olmaz bence.

13 Mayıs 2010 Perşembe

Sevdiğim Kadınlar #1














Rachel Unitt
İngiltere'nin bayan futbolunda yetiştirdiği en önemli yetenek bence Rachel Unitt.

Eurosport'tan takip ettiğim kadarıyla kendi güzelliği futbolunun güzelliğinde kalıyor..

Varın siz tahmin edin!!

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Yabancı öğütme fabrikası


Galatasaray için ikinci bir milat olarak kabul edebileceğimiz 2000 yılındanitibaren alınan ve çeşitli sebeplerleyolların ayrıldığı yabancı futbolcularısaymak gerekire Nonda ile birlikte busayı tam 43. Yani Galatasaray UEFA kupasını aldıktan sonra toplam 51adet yabancı transferi yapmış ve bu 51 isimden 43'ü ile yollar ayrılmış. Budayılda yaklaşık 4.3 yabancı ile yolların ayrılması demek oluyor.


Kim bunlar: http://www.sporx.com/detail.php?Type=128&kategori=133&go=182467

Metin Kurt Röportajı


Bugünkü kuşak fazla bilmese de Türk futbol tarihinin önemli isimlerindenbiridir Metin Kurt ya da o zamanlarkendisine takılan adla "Çizgi Metin".

Willkommen St. Pauli


Eşcinsel başkanları, anarşist taraftarı ve dünyanın her yerindeki destekçileriyle futbolun bana göre en sıradışı kulübü olan St. Pauli'nin Bundesliga'ya dönüşünün bende yarattığı sevinci bu yazımda sizlerle paylaşmak isterim. 

Kısa kısa


· İnter-Barcelona maçını izleyemesem sadece istatistiklere baksam 12 şut, % 62 topla oynama ve başarılı 512 pas ile Barcelona'nın maça da skorada damgasını vurduğunu düşünebilirdim.

· İzleyemesem demişken buradan Star TV müşteri hizmetlerindeki bayana"Efendim sadece bir maç yayınlayabiliyoruz. UEFA ile anlaşmamız bu şekilde" cevabını ezberleten yetkiliye bir sorum olacak. Ucuz yolla pazarladığınız D-Smart ikinci maçı yayınlamış olmuyor mu?



Devamı için: http://www.sporx.com/detail.php?Type=24&yazar=69&go=8139

Més que un club


Afrika'ya şeker üreticileri ile görüşmeye giderken Barcelona'dayaşamakta olan amcasını ziyaret eden ve amcasının yaşadığı bu şehre aşık olan Hans Gamper buraya yerleşme kararı almıştır. Adını Joan Gamper olarak değiştiren muhasebeci Barcelona'da kiyaşamında mesleğini de değiştirir ve spor yazarı olur. 22 Ocak 1899'da yazdığı yazıda Barcelona kentine yakışır bir kulüp kurulması gerektiğini söyleyen Gamper'in beklentisi kısa süre içinde gerçek olur ve FC. Barcelona kurulur. 


Bir kulüpten daha fazlası için: http://www.sporx.com/detail.php?Type=24&yazar=69&go=8113

Irkçılık ve Futbol



Ben
Doğduğumda siyahtım,
Büyürken siyahtım,
Güneşe çıktığımda siyahtım,
Korkunca siyahtım,
Hastayken siyahtım,
Öldüğümde hala siyahım!


Ve sen beyaz çocuk:


Doğduğunda pembesin,
Büyürken beyazsın,
Güneş'e çıktığında kırmızı,
Üşüdüğünde mor,
Korktuğunda sarı,
Hastayken yeşil,
Öldüğünde de grisin!
Sen şimdi bana hala
"RENKLİ" mi diyorsun?



Öncesi için: http://www.sporx.com/detail.php?Type=24&yazar=69&go=8104

Cadı avı


Cadı avı son zamanlarda ülkemiz futbolunda başladı. Özellikle bazı medya organları ve taraftar gruplarınca bir cadı aranmaya başlandı. O cadı da bulundu elbette: Diyarbakırspor. Kurbanın Diyarbakırspor olması şaşırtıcı olmadı tabii.

Çek elini futboldan

"Yeter artık Diyarbakır küme düşürülsün, hatta 1. ligde bile oynamasın, kapısına kilit vurulsun" diyor ve üzerine yumuşakça ekliyor bazı yazarlar, yorumcular "sağduyu lazım sağduyu" diye.

Türkiye'de futbol ve futbol yönetimi


Bugün köşemde sizlerle son derece zevk aldığım bu panelde aldığım notları paylaşmak istiyorum. Katılamamış olsanız da misafir spor adamlarınınpanelde üzerinde durduğu konular üzerinde kısa anekdotların sizin de ilginizi çekeceğini düşünüyorum.


Devamı için: http://www.sporx.com/detail.php?Type=24&yazar=69&go=8007

Sevgililer Günü


Bu içeriye giren ikili belki de çoğumuzun hayatında olan, yaşam tarzları, birbirlerine yaklaşımları ve ilişkisel başarıları sayesinde toplumca "ideal çift" olarak adlandırılan; fakat bazı kesimlerce birbirine benzeyen, yaptıkları, düşündükleri, konuştukları aynı olan "iki sapkın" olarakta nitelendirilen çiftti. 


Devamı için: http://www.sporx.com/detail.php?Type=24&yazar=69&go=7946

Okay Karacan


Evet yazısından bir virgülüne bile dokunmadığım bu alıntıda bir harfe de dokunmadım. Yani Okay Karacan'ı Okan Karacan yaparak, Karacan'ın maçınheyecanı ile yaptığı yanlışlığı bir makalede anlatırken kendisi de yapmış. Aslında bu tartışma bu kadar basit. Atasözüyle açıklayacak olursak "Allah'ın sopası yok".


Devamı için: http://www.sporx.com/detail.php?Type=24&yazar=69&go=7941

Futbol yorumcusu olalım

Rengin ne olursa olsun Aziz Yıldırım'ı hiç sevme, futbol takımına yaptıklarını hep aşağılarken yaptığı diğer hizmetlere saygı duyduğunu belirt.

Rijkaard başarılı ilerlerken Barcelona başındaki günlerin gelsin aklına... Başarısız mı gidiyor, “Zaten Barcelona'nın başında kim olsa başarılı olurdu, ben onu Rotterdam'dan bilirim” de.

Arda'nın her gün daha da şımardığını unutma. Bir futbolcunun ünlü sevgilisiolamaz, oynadığı takımın taraftarı olamaz, 22 yaşında kaptan hiç olamaz.


ABD futbolu



Son zamanlarda izlediğim birçokAmerikan dizisinde ve filmindeAmerikalıların “soccer” dediği bizim futbolumuzla ilgili vurgular görmeye başladım. Biraz düşününce endüstriyel futbolun getirilerinden nasibini en az alanAmerikan ekonomisinin gözünü bu sektöre diktiğini düşünmemek elde değil. 


Devamı için: http://www.sporx.com/detail.php?Type=24&yazar=69&go=7885

Naklen yayın hikayesi



"Football Economy" sitesinin verilerine göre Avrupa'da yayın sektörünün önemini görmek için bu sektörün yüzde 25'lik pay sahibi İngiltere'ye bakmak gerekmektedir. 2010 yılındaki ihaleyle birlikte 2013'e kadar Premier Lig yayın hakkını elinde bulunduran BSkyB bunun için yıllık tam 1,197 milyon dolar ödeyecek. 112 ülkede yayınlanan Premier Lig maçları için ödenen bu miktarı,İtalyaFransaAlmanya ve Türkiye ligleri izliyor.


Devamı için: http://www.sporx.com/detail.php?Type=24&yazar=69&go=7867

Sorarım Size!



İşte her sınav dönemi her sınav günü karşınıza çıkabilecek bir diyalog(Şahsen benim karşıma çıkıyor):
Sınav Öncesi:
A Kişisi: Oğlum/Kızım Hiç çalışmadım yaa sınava kesin kalacam aha da bak şuraya yazıyorum, zaten bir dersini de kaçırmıştım..
Z Kişisi: Telaş yapma yaa çalışmışsındır sen..
A Kişisi: Ne çalışması yaa dalga mı geçiyorsun kitabı 5 kere, ders notlarını 4 kere, ses kaydını 3 kere okuyabildim ancak.. Zaten bütün haftasonu gezdim.. İnanırmısın 3 kere tuvalete, 2 kere mutfağa 2 kere de bakkala gittim
Z Kişisi: (içinden: Ananınki.. Az gezseydinde 10 kere okusaydın her birini) Bende bir kere kitabı okuyabildim oda bitmedi ama 100 sayfa kaldı..
A Kişisi: İyi sen çalışmışsın, valla kalacam ben yahu.. sınavda önüme oturda kopya ver.. Ben sadece okudum, hiç çalışmadım
Z Kişisi: Tamam veririm yaa kopya..

Sınav Esnasında:
A Kişisi: Hocam 2 kağıt sınırlaması yazmışsınız ama sığmadı 3.yü de alabilirmiyim..
Z Kişisi: (Anan versin hemi 3. kağıdı) Kağıdı boşverde şu Y olayının tarihini söylesene..
A Kişisi: (O ses neresinden çıkıyor bilmiyorum ama) bilmiyom

Sınav Sonrası
A Kişisi: Hay ben böyle sınavın yaa çok zordu hiçbir şey yapamadım.. Kesin kaldım, kalıyorum, kalacağım.. Zaten vizem 90'dı.. Senin nasıl geçti?
Z Kişisi: İyiydi yaa bir soruyu boş bıraktım ama iyi gelir heralde..
A Kişisi: Y sorusunda tarihi ne dedin lan..
Z Kişisi: B dedim sen?
A Kişisi: C dedim kesin doğru o yaa.. Yanlış yapmışsın..
Z Kişisi: (Madem doğruyu biliyon ne soruyon) E ben sana onu sınavda sormuştum..
A Kişisi: Ya ben onu tam sen sınavdan çıkarken hatırladım..
Z Kişisi: (Götümde mi yazıyordu cevap ben çıkarken görmüşsün!) Neyse ya sorun değil..

Ve Notlar Açıklanır A Kişisi ayakları götüne vura vura hocanın kapısına gider ve büyük bir matem içinde gelir..


A Kişisi: Hay ben böyle işin yaa 89 almışım.. 90 alsam AA gelecekti.. Bir puan vermemiş 89.4'te kaldım!!
Z Kişisi: Ben kaç almışım baktın mı?
A Kişisi: Sen 50 almışsın.. Hani sınavın iyi geçmişti Göt? mıh mıh mıh

Şimdi sorarım ey 1 Milyon.. Sınavdan çıktığımda bir umutla söylediğim iyi geçti sözü hocanın 50'siyle bir tarafıma girerken ben mi oluyorum Göt, Yoksa haftalarca Kaldım, Kalıyorum, Kalacağım deyipte 89.4'e üzülen mi? Genişletecek olursak soruyu: BİR UMUT MUDUR BİZLERİ GÖT YAPAN, YOKSA ALEM MİDİR GÖT OLAN?..

Zorunlu Mola - 2




Resimden de anlayacağınız gibi kısa bir süre ev işleri nedeniyle yaşamsal faaliyetlere ara vermek zorundayım.. En kısa zamanda geri döneceğim umarım.. Bu arada Meriç denen yaşam formlarına karşı tepkimizi destekleyen herkese sonsuz teşekkür edeceğim; inatçı lekelerle boğuşurken, domalıp fayans ovalarken ve belki de yıllardır aradığım kıymetli eşyalarımı dip bucakta bulduğumda kupa kazanma sevinci yaşarken.. Elveda..

Kahrolsun MERİÇLER..

Bu konuda şu an için dertlimiyim?


HAYIR


Sporla bir alakası var mı?


HAYIR


Peki nerden çıktı bu Meriç Nefreti:


Hangimiz hayatımızın bir döneminde Meriç karakteri ile karşı karşıya kalmadık? Hangimizin hayatının içine sıçmadı bu Meriç'ler? Hanginiz düşünmediniz bu Meriç'lerin arkasında Amerika mı var lan yoksa onun arkasında da İsrail var diye? Ya da tehlikenin farkındamısınız her an yeni bir Meriç'le karşı karşıya kalabiliriz.. Tamam MERİÇ'lere HAYIR desekte işe yaramayacak ama KAHROLSUN MERİÇLER be abi!


Umut Sarıkaya bütün Dünya Erkekleri için yazmış, çizmiş.. Okuyun, okutturun.. Tehlike kapıda.. 








Meriç’e Mektup

Sevgili Meriç,
biliyorum temeli çok eskiye dayanan dostluklar kuran bir insansın sen. ve etrafındaki kimsenin üzülmesini istemeyecek bir yapıya sahipsin. seni ben de böyle kabul ettim. zaten kabul etmeden önce, yani tanışmadan önce de senin ismini hep duyuyordum. "meriç bambaşkadır", "meriç de çok üzüldü bu duruma tabii ki", "meriç yine yaptı yapacağını hepimizi gülmekten komaya soktu", "ya meriç diyorum başka bir şey demiyorum, artik gerisini siz tahmin edin" gibi senin hakkında o kadar çok cümle duydum ki anlatamam... hatta ben de belli bir sure sonra, seni daha hiç görmeden ve tanımadan "kesin meriç’tir bunu diyen", "meriç tam zamanında gelmeseydi şaşardım doğrusu" diyerek katildim bu konuşmalara. anamın, babamın isminden çok senin ismini zikrettim su ilişki boyunca meriç. insanları nasıl etkilediğini artik sen düşün güzel kardeşim. bunlar hep iyiye, hep güzele dair şeyler.
bitmek tükenmek bilmeyen enerjinin kaynağını bana söyler misin sevgili meriç? daha tanıştığımız o gün, parmaklarını açarak, elini yukarıdan sorti yaptırarak "selam arkadaşım, tanısalım, ben meriç" demenden anlamıştım enerjik olduğunu. "iste bir enerjik" diye içimden geçirmiştim. hepimiz sabah 8 aksam 6 mesai yapan insanlar değil miyiz sevgili meriç. bu zaman zarfından sonra nasıl sen hala enerji dolu olabiliyorsun sevgili kardeşim. sırrını söyler misin bize? geceden bala pekmeze mi yatırıyorsun kendini, yoksa sabah kalkıp supradinle, redbull'la mi ovuyorsun bedenini. oğlum yorgunuz lan, bitkiniz... aksam da oturup kafamızı dinlemek istiyoruz. afacan gibi, misafirliğe gelmiş tezcanlı çocuk gibi ne oradan oraya koşuyorsun. kaç yasında insansın. yakışıyor mu, ninja gibi hızlı hareket etmeler filan.
surprizlerle dolusun meriç... an be an ne yapacağını tahmin edemiyoruz halk olarak. tak bir parti de oluyorsun, tak yamaç paraşütünde, hop oradan dalışa. enerjine dediğim gibi yetişemiyoruz, onu kendi haline bırakarak durulmasını bekliyoruz, bari "bir sürpriz yapıp" bizi çağırmasan, sürüklemesen peşinde. ben niye durduk yere sen dalıyorsun diye suyun fersah fersah altına gireyim sevgilimle ya da dirayetli davranıp reddettiğimde "umut gelmek istemiyor" gerilimini yaşayayım, ariza çıkaran adam olayım... kız arkadaşımı çok düşünüyorsun, biraz da beni duşun sevgili meriç.
kızlara karsı korumacı, kollamacı tutumunun tek sebebi tanışıklığınızın çok eskiye dayanması ise eğer çok üzüleceğim. yani ilk sen gördün diye ise bize bu afra tafra, ilk sen keşfettin diyeyse, ne diyebilirim sana ben meriç. "sanki bana amerika kıtasını keşfetti .minakoyim altı ustu sinem’in, duygu'nun, canim kuzen elvan’ın varlığını keşfetti" diyebilirim. önce ben görmüştüm diye bu saatten sonra bir şeyin kavgası verilir mi, gerilimi yaşanır mı sevgili meriç? bu arada konusu açılmışken, sen niye benim kız arkadaşımı çok düşünüyorsun meriç.
"bu adam çalışıyor, yorgun argın geliyor, basketbol a da aydın örs’lü efes günlerinden beri zerre ilgilenmiyor" diye bir gün olsun düşündün mü? düşündün. peki, ne diye bana hala enbiey kunbiey diye muhabbet acıyorsun. bir gün olsun elinde lig fikstürüyle göremedim seni. görsem belki de ayni potada erirdik meriç. benimle niye elalemin zencisini, şakin o neyil'ini ayni potada eritmeye çalışıyorsun. nasıl bir adam olmamı istiyorsun oflum sen. olsam biliyorum yine beğenmeyeceksin beni. yine kız arkadaşıma "dikkatli ol o adama karsı" diyeceksin biliyorum. ben aylarca kız arkadaşıma kendimi beğendirmeye çalıştım, niye simdi bir de sana ispatlamak zorundayım meriç.
kıllanıyorum senden arkadaşım. hareketlerinden değil, varlığından kıllanıyorum. an be an etrafımızda olabilme ihtimalinden kıllanıyorum.
Omo'nun yanına bantlanmış, limonlu cif gibisin. Ben sadece omo almak istiyorum, sen ise sadece ayni firma üretti ve daha az satıldı diye ele geliyorsun. gelme artik sevgili arkadaşım. bak ikidir bilerek "arkadaşım" diyorum, bizim oralarda genelde tartaklamadan kısa bir zaman önce insanlar birbirlerine "arkadaşım, güzel kardeşim" gibi beraberliği hatırlatıcı sıfatlarla seslenirler. evet, çekinmeden soyluyorum sana karsı engellenemez şiddet hissi besliyorum. acaba bir ben miyim ayı, bir ben miyim paranoyak diye çok kereler düşündüm. ve konuyu çok az samimi olduğum halde diğer kızların erkek arkadaşlarına da açtım, bir kongre düzenleyerek geceler boyu seni tartıştık. delegelerin oyları sonucu oy birliğiyle "bir yere çağırıp, ışıkları kapatalım. kürekle, sopayla, terlikle dövelim, kimin dövdüğünü bilmesin" kararı cıktı. böyleyken böyle meriç.
ama ben hiçbir sorunun şiddetle çözülmesinden yana değilim. zaten deli skmis gibi gecenin bir yarısı bir adama iki paket sigara içe içe mektup yazmamdan belli değil mi bu. bak arkadaşım sana insan gibi anlatıyoruz durumu. halden anla belirme artik. "aslında tanısan çok seversin" diye anılmaktan sıkılmadın mı? tanınma, sevilip sevilmeme gibi bir derdin de olmasın.

Sen simdi dediğim her şeyi unut da bana sunun cevabini ver. Tam olarak ne istiyorsun ben ve benim gibilerden MERİÇ?

Yazık Oldu..



Robert Enke.. Neden, nasıl vs.. Ne önemi varki..

O artık güzel kızının yanında..

Huzura kavuşmuştur umarım..

Haydaa Daum Galatasarayda(!)

"G.Saray'da görev almam"


Gelecekte Galatasaray'da görev alıp almayacağı sorulduğunda Daum, "Bu hemen hemen imkansız bir olay. Çünkü ben artık Fenerbahçe camiasında hissediyorum kendimi. Galatasaray'da büyük kulüp ama sanırım bu asla olmayacak" şeklinde konuşmuş.

 Bu filmi onlarca kez izlemenin getirdiği tedirginlikle şimdiden söylüyorum..

DAUM GALATASARAY'DA

Az Sonra...

Acımız Sana Sevgimiz Kadar Büyük





Süleyman Engin Uygun...


Sana artık ne söylesem boş; Ne söylesem gereksiz biliyorum AMA..


Sende Bil ki acımız sana sevgimiz kadar büyük.. 


Sana sevgimiz senin hayata bağlılığın kadar kuvvetli..


Bir gün gelir çözülür bağlar, biter hayat eyvallah ama;


Çok erken olmadı mı abi?


Çık gel lan, yap bir atar yine, al aklımızı başımızdan ve söyle:


ŞAKA LAN ŞAKA!!!


Kan Davası




Evet sağdaki Jose Mourinho.. 96-97 sezonunda kaldırdıkları Kral Kupası'na rağmen Sir Bobby Robson Barcelona'dan gönderidikten sonra Van Gaal'e evlatlık verilen Mourinho.. (Ronaldo'nun 49 maçta 47 gol attığı sezon).. Bakalım 31 Temmuz'da kaybettiği ve doğumu hariç herşeyi borçlu olduğu Bobby Robson ile binlerce ortak noktalarından biri olan kan davasında kazanan taraf olacakmı Mourinho? Hele birde İnter'in Barcelona'yı en son 69-70'de Fuar şehirleri kupasında yendiğini  düşünürsek tam Mourinho'luk bir maç diyebiliriz.. ("Küçük ama çok gerekli bir hatırlatma.." Bir sene önce O kupanın yarı finalisti Göztepe o sene bu iki devin oynadığı Fuar Şehirleri Kupasının bir üstü olarak görülen Kupa galipleri kupasında çeyrek finalistti)


"Sir Bobby Robson'u unuttuğum anlar hemen Barcelona kazansın desemde efsane isim aklıma geldiğinde ibre İnter'e dönüyor.."

Tehlikenin Farkında mısınız?










 








 


Messi, Aguero, Tevez, Ronaldo, Deco, Nani, Ibrahimovic, Baros, Cech, Rosicky, Arda, Semih, Tuncay, Lewandowski, Krzynowek, Razvan Rat, Lobont, Mutu ve daha onlarcası gibi üst düzey yıldızların bazılarını Güney Afrika 2010 Turnuvasında izleyememe tehlikesiyle karşı karşıyayız.. Ki %60'ı garanti gibi..


Daha böylesine büyük bir yıkıma psikolojik olarak hazırlanamamışken; hesaba birde yukarıda gördüğünüz, fakat Dünya Kupası'nda göremeyeceğiniz bu takımların güzel taraftarları eklenince sizinde kulağınızda Vuvuzela sesleri yankılanmıyor mu?


Yine de umutsuzluğa kapılmayalım.. İyi ki varsın Rusya; İyi ki böylesine bir takım yarattın Hiddink..


"TAÇSIZ KRAL"





Sevi nedir, aşk nedir, insanlık nedir, ruh nedir?


Hepsini öğrendiğim yegane hocam, efsanem, kralım..


Ruhun Şad Olsun..

Bir Kaşık Su





Hala yağmur suyunun can alabildiği bir memlekette yaşıyorsak yazıklar olsun demekten başka bir şey söylenmez sanırım.. 


Kadir Topbaş'a göre Trakya'daki sel felaketi için suçlu CHP'li belediyeler, İstanbul'da 31 kişinin öldüğü sel felaketi için suçlu insanoğlu..


Bu mantıktaki bir yönetimin yağmaları sonucunda bu denli bir felaket yaşayan İstanbul'da sular çekilince devlet büyükleri(miz) örnek alınarak yağmalar başlıyor..


Boşa dememişler "Balık Baştan Kokar"..


Topbaş'a ve diğer yağmacılara insan dersek suçlu tabiki "insanoğlu"..


İnsanoğlu'nun değil bu tiplerin "Bir Kaşık Suda Boğulması Dileğiyle"...




Ve Livorno Adana'da

Bu Fotoğraf Olmasaydı



Merak ediyorum Sneijder, Robben, Huntelaar hiç Madrid forması giymemiş oyuncular olsaydı; Perez takımın başına geçtiğinde Robben Bayern'de Sneijder İnter'de Huntelaar Milan'da forma giyiyor olsaydı Perez kaç milyon euro öderdi bu üçlü için?

Gökhan('mı) KABA Emre'mi?




Bir yanda Gökhan Kaba..


Noktasına dokunmadan verdiği demeç:


“Dos Santos ile ikili mücadeleye girdiğim anda ben onun dizinin üstüne doğru düştüm. Yani Dos Santos’un sakatlığına ben sebep oldum. O anda toparlandım, ayağa kalktım, kafamı kaldırdım. Topu uygun durumdaki Okan Buruk’a verebilir ya da rakip kaleci ile karşı karşıya kalabilirdim. Galibiyet golünü atabilirdim. Ama tam bu sırada Dos Santos’un inlediğini ve acıyla bağırdığını duydum. Feryatları kulağımda çınladı. Hala da çınlamaya devam ediyor. Tabii ki topu hemen taca yolladım. Acilen tedavisinin gerektiğini hissettim. Vicdanımın sesini dinledim. Böyle bir olay bin kere olsa, bininde de aynı şeyi yaparım. Gol çizgisi üzerinde bile olsam, topu yine taca atar ya da auta yollardım.”
Gökhan ayrıca, “Ben de daha önce iki kez dizimden sakatlandım. Hem sağ, hem de sol dizimde çapraz bağlar koptu. Uzun süre sahalardan uzak kaldım. Bu acıyı çok iyi bilirim. Dos Santos’un sakatlığından inanılmaz üzüntü duydum. En kısa zamanda kendisini ziyaret edeceğim ve özür dileyeceğim”


Bu sözler İstanbul Bşb.'li futbolcu Gökhan Kaba'ya ait.. Yanlışlıkla sakatladğı rakibi için galibiyetten vazgeçen, istemedende olsa rakibine zarar verdiği için üzüntüsü geçmeyen..





Bir yanda da Emre..


Sadece bu fotoğraf yeterken; rakibine arkadan vurup, üstüne üstlük Piç Kurusu diyen, o da yetmez gibi birde hakemi dirsekleyen Emre'ye birinin en az onun gösterdiği sertlikte tepki koyması gerekmiyor mu? Ha Herr Daum Mehmet Demirkol çok güzel söyledi galibiyeti "acılı şehit ailelerine hediye ediyorsun ama neylesin acılı aileler senin galibiyetini.." Sen bırak saçma sapan sempatiklikleri birazda sert yüzünü göster.. Belki de onun çıkışı sayesinde kazandığın maçın ardından alacağı 3 maç cezaya itiraz etme, ettirme de Emre'ye hediye olsun..

Zorunlu Mola




Resimden de anlayacağınız gibi kısa bir süre ev işleri nedeniyle yaşamsal faaliyetlere ara vermek zorundayım.. En kısa zamanda geri döneceğim umarım..

Tribünlerle Galatasaray'ın Rakipleri

PANATHİNAİKOS














STURM GRAZ











DİNAMO BÜKREŞ








Gaziantepspor'un Gelir Kaynağı Beşiktaş




Ayhan Akman ........................ 8.750.000 $


İbrahim Üzülmez ................... 4.500.000 $


İbrahim Toraman .................. 2.750.000 $


Gökhan Güleç ......................... 1.000.000 $


Ekrem Dağ .............................. 1.200.000 $


İsmail Köybaşı ....................... 7.800.000 $


Rodrigo Tabata ..................... 11.300.000 $


+_____________________________________



TOPLAM............................... 37.300.000 $




İyiki varsın Beşiktaş pankartı yakışır Antep Tribünlerine..